Yas Süreci Ne Zaman Desteğe İhtiyaç Duyar? Kayıptan Sonra Yaşamak
Yas, sevdiğimiz birini ya da bizim için çok önemli bir şeyi kaybettikten sonra yaşadığımız doğal bir süreçtir ve çoğu insan zamanla, çevresinin desteğiyle bu süreçten geçer. Destek almayı düşünmenin zamanı, yasın aylar geçtikçe hafiflemek yerine hayatı giderek daha çok daraltmasıdır: Günlük işlerin yapılamaması, kaybın gerçekliğinin kabul edilememesi, yoğun suçluluk ya da yaşama isteğinin azalması. Yasın belirli bir takvimi yoktur; bakılması gereken süreden çok yöndür.
Bu yazıda yas sürecinde normal olan duyguları, yasın takıldığını gösteren işaretleri ve ne zaman destek almanın iyi geleceğini anlatmak istiyorum.
Yasta neler yaşanır?
Yas yalnızca üzüntü değildir. Bir kaybın ardından şu duyguların ve deneyimlerin yaşanması doğaldır:
- Şok ve donukluk: İlk günlerde olanın gerçek olmadığı hissi, hiçbir şey hissedememe.
- Özlem: Kaybedilen kişiyi aramak, onun sesini duyar gibi olmak, eşyalarına dokunmak.
- Öfke: Hayata, hekimlere, kendine, hatta kaybedilen kişiye yönelen öfke.
- Suçluluk: “Daha çok vakit geçirseydim”, “Şunu söyleseydim” düşünceleri.
- Bedensel belirtiler: Uyku bozuklukları, iştahsızlık, yorgunluk, göğüste ağırlık.
- Rahatlama: Uzun süren bir bakım döneminin ardından gelen rahatlama ve bundan duyulan suçluluk.
Yas bir sıra izlemez. Aşamalarla anlatılan modeller anlamaya yardımcı olabilir ama gerçek yas çoğu zaman dalgalar hâlinde ilerler. İyi geçen bir haftanın ardından bir şarkı, bir koku ya da bir bayram, acıyı bir anda geri getirebilir. Bu geri dönüşler yasın başarısız olduğunu değil, sevginin sürdüğünü gösterir.
Yas ne kadar sürer?
Bu sorunun tek bir cevabı yoktur. Kaybın nasıl yaşandığı (ani mi, beklenen mi), kaybedilen kişiyle ilişkinin niteliği, kişinin kendi geçmişi ve çevresindeki destek, yasın süresini ve biçimini etkiler. En yoğun dönem çoğu kişide ilk aylardır; ama yas aslında hiçbir zaman tamamen bitmez, zamanla taşınabilir hâle gelir. Kaybedilen kişi hayatımızdan çıkmaz; onunla ilişkimiz bir anıya, bir değere, içimizde taşıdığımız bir sese dönüşür.
Yasın takıldığını gösteren işaretler
Aşağıdaki işaretler kaybın üzerinden uzun bir süre geçmesine rağmen yoğun biçimde devam ediyorsa destek almayı düşünebilirsiniz:
- Kaybın gerçekliğini kabul etmekte hâlâ çok zorlanmak.
- Kaybedilen kişiyi düşünmenin gününüzün büyük kısmını kaplaması.
- İşe, aileye ya da günlük sorumluluklara dönememek.
- Kayıpla ilgili her şeyden yoğun biçimde kaçınmak ya da tam tersine hiçbir şeye dokunamamak.
- Yoğun ve geçmeyen suçluluk ya da öfke.
- Hayatın anlamını yitirdiği hissi, gelecekle ilgili hiçbir şey düşünememek.
- Kaybedilen kişiye kavuşmak için ölmeyi istemek.
Son madde beklemeden ele alınması gereken bir işarettir. Kendinize zarar verme düşünceleriniz varsa acil numaralara başvurun ya da güvendiğiniz birine hemen ulaşın.
Yası zorlaştıran durumlar
Ani ve beklenmedik kayıplar
Kaza, ani bir rahatsızlık ya da intihar gibi beklenmedik kayıplar, veda etme fırsatı bırakmadığı için yası daha karmaşık hâle getirebilir. Bu kayıplarda yaşanan sarsıntı bazen yasın yanında travmaya benzer belirtiler de taşıyabilir.
Çözülmemiş ilişkiler
Kaybedilen kişiyle ilişki çatışmalı ya da yarım kalmışsa, yas yoğun bir suçluluk ve öfkeyle iç içe geçebilir. Söylenemeyen sözler, yapılamayan barışmalar insanın içinde ağır bir yük olarak kalabilir.
Görülmeyen kayıplar
Gebelik kaybı, bir evcil hayvanın ölümü, bir ilişkinin bitmesi ya da göç gibi kayıplar çevre tarafından yeterince tanınmayabilir. “Üzülme, geçer” denilen bir kayıpta kişi yasını yalnız yaşar. Ayrılık ve boşanmanın da bir yas süreci olduğunu Evlilik Bittikten Sonra yazımda anlattım.
Eski kayıpların uyanması
Psikodinamik bir bakışla çalışırken sık gördüğüm bir şey var: Yeni bir kayıp, bazen çok eski ve yaslanmamış kayıpları da uyandırır. Çocuklukta bir ebeveynini kaybetmiş ama o zaman yasını yaşayamamış biri için yetişkinlikteki bir kayıp, iki yası birden taşımak anlamına gelebilir.
Günlük hayattan bir örnek
Gerçek bir kişiye ait olmayan, sık karşılaştığım bir tablo: Annesini uzun bir rahatsızlık döneminin ardından kaybeden bir kadın, cenazenin ardından hemen işine dönüyor, her şeyi düzene sokuyor ve çevresine “İyiyim” diyor. Aylar sonra, sıradan bir günde markette annesinin sevdiği bir yiyeceği görünce kendini tutamadan ağlıyor ve ardından günlerce yataktan çıkmakta zorlanıyor.
Görüşmelerde, annesinin rahatsızlık döneminde bakımı tek başına üstlendiğini ve o dönemde kendine hiç üzülme izni vermediğini anlatır. Yas ertelenmiştir. Görüşmeler bu ertelenmiş yasa alan açar: annesiyle ilgili anılar, bakım döneminin yorgunluğu, zaman zaman hissettiği öfke ve rahatlama, bunlardan duyduğu suçluluk. Yasını yaşamaya izin verdikçe, ağırlık yavaş yavaş taşınabilir hâle gelir.
Doğru bilinen yanlışlar
- “Güçlü olmalıyım, ağlamamalıyım.” Ağlamak zayıflık değil, yasın doğal bir parçasıdır. Bastırılan yas çoğu zaman daha sonra başka biçimlerde yüzeye çıkar.
- “Bir yıl geçince yas biter.” Yasın takvimi yoktur. İlk yıl dönümü bazen zorlu bir dönem olur ama yas bir tarihte bitmez, zamanla yumuşar.
- “Kaybedilen kişiden söz etmek acıyı artırır.” Çoğu insan için sevdiği kişiyi anmak, acıyı taşınabilir kılar. Çevredekilerin sessizliği ise yalnızlaştırabilir.
- “Rahatlama hissetmek ayıptır.” Özellikle uzun bir bakım döneminin ardından rahatlama hissetmek çok insanidir ve sevginin eksikliğini göstermez.
Yasta kendinize nasıl eşlik edebilirsiniz?
- Duygularınıza izin verin; güçlü görünmek zorunda değilsiniz.
- Kaybettiğiniz kişiden söz etmekten çekinmeyin; onu anmak yasın bir parçasıdır.
- Uyku, yemek ve hareket gibi temel ihtiyaçlarınıza özen gösterin.
- Büyük kararları (taşınma, iş değiştirme) ilk dönemde ertelemeyi düşünün.
- Size iyi gelen insanlarla zaman geçirin; yalnız kalma ihtiyacınıza da saygı gösterin.
- Bayramlar, yıl dönümleri ve doğum günleri gibi zor günlere önceden hazırlanın.
Yas sürecinde psikolojik destek nasıl işler?
Yas sürecinde psikolojik destek görüşmelerinde amaç kaybı unutturmak değil, kaybın taşınabilir hâle gelmesine eşlik etmektir. Kaybedilen kişiyi, onunla ilişkinizi, söylenemeyenleri ve kayıptan sonra hayatınızda değişenleri konuşuruz. Görüşmeler sizin hızınıza saygı göstererek ilerler. Bazı durumlarda zorlayıcı anıların işlenmesi için EMDR yaklaşımından da yararlanabiliriz. Keyifsizlik ve umutsuzluk ağır bir düzeye ulaştıysa bir psikiyatrist değerlendirmesi de gerekebilir; bu durumda yönlendirme yaparım.
Son söz
Yas sevginin bedelidir; ne kadar sevdiysek, o kadar özleriz. Bu yükü tek başınıza taşımak zorunda değilsiniz. Antalya Muratpaşa’daki ofisimde yüz yüze, isterseniz online görüşebiliriz. Bilgi ve randevu için iletişim sayfamdan bana ulaşabilirsiniz.